Lykia adı, benim için bir coğrafyadan çok daha fazlasıdır; insanın dünyayı anlamlandırma ve düzenleme çabasının tarihsel bir ifadesi. Antik Likya’nın yapılarında görülen şey yalnızca taş değil, taşın “yerli yerinde” oluşudur. Bu durum, herhangi bir gereçten çok daha büyük bir düşünceyi işaret eder:
Doğruluk, nesnelerin kendisinde değil, ilişkilerinin tutarlılığındadır.
Teknik bir sistem de aynı ilkeye dayanır. Bir bağlantı, yalnızca çalıştığı için değil; bütüne uygunluğu, neden-sonuç ilişkileri içindeki yeri ve güvenlik düzeni içindeki anlamıyla doğrudur. Bu nedenle marka seçimimde Lykia adı, tarihsel bir motif değil; teknik eylemi temellendiren bir düşünsel çerçeve olarak belirdi.
Bu duruş, şu ilkeyle özdeşleşir:
“Köklü bir mirasın bilgeliğiyle, gerçeğe dayalı çözüm.”
Burada “miras”, gelip geçen bir kültürel iz değil; teknik eylemin ardında duran, neden-sonuç ilişkilerini gözeten bir zihinsel geleneği temsil eder. Gerçeğe dayalı çözüm ise, problemin yalnızca semptomunu değil, yapısal nedenini kavrama çabasını ifade eder. Çünkü teknik iş, yalnızca uygulama değil; dünyayı belli bir düzen içinde kavrama biçimidir.
Bu yaklaşıma eşlik eden ikinci vurgu ise şudur:
“Güven sözle değil; eylemde açığa çıkar.”
Güven, soyut bir vaat olarak değil, gerçekleştirilen işlemin ontolojik açıklığında ortaya çıkar. Bir pano düzeninin tutarlılığı, bir kablo bağlantısının mantığı, bir koruma sisteminin işlevi; bunlar, güvenin oluştuğu somut alanlardır. Bir sistemin güvenilirliği, söylemin değil, eylemin doğruluğundan doğar.
Bu doğruluk, teknik dilde bir zorunluluk; felsefi düzlemde ise bir etik ilkedir.
Lykia adının benim için anlamı, tam da burada ortaya çıkar:
İnsan yapısının sürekliliği, rastlantısal başarıların değil; doğru ilkelerle kurulmuş düzenlerin sonucudur. Likya’da yüzyıllardır ayakta duran taş duvarlar, aslında bir düşüncenin maddileşmiş hâlidir. Bugünün elektrik sistemleri de aynı düşünceye tabidir: Bir sistemin geleceği, bugün yapılan bağlantının doğruluğunda gizlidir.
Bu nedenle Lykia Elektrik, bir marka olmaktan önce, teknik eyleme ilişkin bir felsefeyi temsil eder.
Her işlemde amaç, çalışır görüneni değil, doğru olanı inşa etmektir; çünkü doğru olan, hem güvenliği hem de sürekliliği mümkün kılar.
Benim için teknik hizmet, bir işten çok daha fazlasıdır: Dünyanın düzenine dair bir saygı biçimi, yapılan eylemin ardındaki nedeni doğru kurma çabası ve sonuçta ortaya çıkan yapının kendi kendine konuşabilmesi.
Bu yaklaşımın sonucu açıktır:
Güven, anlatılarla değil, doğru yapılmış bir işin sessiz açıklığıyla ortaya çıkar.
Lykia adı, işte bu sessiz açıklığın tarihsel ve düşünsel karşılığıdır.
Elektrik sistemlerinin ardında, her zaman görünmeyen ama zorunlu bir mantık, ilişkiler ağı ve düzen ilkesi vardır.
Lykia adı, bu ilkelerin hem tarihsel hem de düşünsel karşılığını temsil eder:
Doğru yerde duran taşın, yapı için ne ifade ettiğini; doğru kurulan bağlantının, sistem için ifade ettiğine dönüştüren bir anlayış.